Zonguldak'ta, 23-25 Eylül tarihlerinde düzenlenen "24. Uluslararası Kömür Kongresi ve Sergisi" sonuç bildirgesi açıklandı.Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanlığından yapılan açıklamada, kongreye 14'ü yabancı olmak üzere toplam 415 delegenin katıldığı ifade edildi.Açıklamada yer verilen sonuç bildirgesinde, kömürün geleceğinin enerji arz güvenliği, iklim politikaları, bilim ve teknoloji, işçi sağlığı ve iş güvenliği, çevre, istihdam, bölgesel kalkınma ve toplumsal refah boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.2022'den bu yana devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı ile Şubat 2026'dan itibaren Hürmüz Boğazı ve çevresinde yaşanan gelişmelerin, enerji kaynaklarının ülkelerin arz güvenliği açısından stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğu ifade edilen bildirgede, kömürün yaygın rezerv yapısı, depolanabilirliği ve yerli kaynak olarak üretilebilmesi nedeniyle önemini koruduğu kaydedildi.Türkiye'nin başta kömür olmak üzere yerli enerji kaynaklarını çevresel ve teknolojik gereklilikleri gözeterek değerlendirmesi gerektiği vurgulanan bildirgede, bu yaklaşımın enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasına, kaynak çeşitliliğinin korunmasına ve enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağı belirtildi.Bildirgede, madenlerde meydana gelen ölümlerin kader olmadığı, bilimsel ve teknik bilgi ile etkin denetimin birlikte uygulanması halinde bu ölümlerin büyük ölçüde önlenebileceği belirtildi.Kömür sektörünün geleceği planlanırken çalışanların ve kömür havzalarında yaşayan toplumların da dikkate alınması gerektiği kaydedilen bildirgede, şu ifadelere yer verildi: "Enerji dönüşümü, çalışanların ve toplumun bütün kesimlerinin katılımını içeren adil ve planlı süreç olarak yürütülmelidir.
Kömürün geleceğine ilişkin politikalar oluşturulurken bilim insanlarının, mühendislerin, maden emekçilerinin, meslek örgütlerinin, sendikaların, kamu kurumlarının, sektör temsilcilerinin, yerel yönetimlerin ve yöre halkının görüşleri dikkate alınmalıdır."Bildirgede, iklim politikaları ve çevresel sorumlulukları gözeten, enerji arz güvenliğini esas alan, yerli kaynakların kamu yararına değerlendirilmesini öngören, havza madenciliğini önceleyen, mekanize üretimi geliştiren ve metan drenajını yaygınlaştıran uzun vadeli Ulusal Madencilik Politikası oluşturulması önerildi.Bildirgede, kömürün yalnızca yakıt olarak değil, aktif karbon, ileri karbon malzemeleri, kritik hammaddeler ve nadir toprak elementleri açısından da değerlendirilmesi gerektiği de ifade edildi.
